"Havuz suyunun dezenfeksiyonu pahalı kimyasallarla değil, doğru kullanılan kimyasallar ile yapılır."
Said Güllüoğlu (Kimya Mühendisi)
| Amerikan Doları | 1.83 |
| EURO | 2.33 |
Havuzlardaki serbest klor miktarını,sağlık bakanlığı birinci genelgesinde 0.3-0.6 ppm,ikinci ve üçüncü genelgesinde ise 1-3 olarak vermektedir.
Burada bir çelişki yok mu?
Aslına bakarsanız yok.
Sağlık bakanlığı yayınladığı birinci genelgesinde, kendisine baz olarak TS 11899 'u aldı ve yapılan havuzların bu standartlara uygun olduğunu veya bu standartlara uyabileceğini varsaydı.
pH havuz suyuna dezenfeksiyon amacı ile atılan klorun su ile reaksiyona girerek bakteriyi öldürecek olan Hipokloröz asit'e ve hipoklorit iyonuna dönüşmesinde etkin rol oynar.
Bağlı klor;
Klorun bir organik yapı içine girerek onun parçalamadan önceki hali 'dir.
Stabilizatör maddesi, klorun havuz suyu içinde, güneş ışınlarından etkilenmeden daha uzun süre kalarak, havuz suyunda daha etkin bir oksidasyon ve dezenfeksiyon sağlamasında önemli bir görev üstlenir.
Güneş ışınlarından kaynaklı UV, klorun kovalent bağlarını kırarak, klorun gaz haline gelip oksidasyon ve dezenfeksiyon işlevlerini yapmadan havuzdan uçmasına neden olur.
Alkalinite, suyun asit tamponlanma kapasitesinin miktarsal ölçüsüdür ve suyun pH değişimine gösterdiği direncin derecesidir. Su içerisinde çözünmüş bulunan karbonatlar, bikarbonatlar ve hidroksitlerin toplam değerini ifade eder.
Alkalinite değeri yüksek olan suların pH değerini düşürmek için normalden daha fazla asit kullanmamız gerekmektedir. Yüksek alkalinite değerine sahip sularda pH değeri düşmeye karşı direnç gösterecek ve bir müddet sonra havuz suyunun pH değeri tekrar eski değerine geri dönecektir.
Su içerisindeki toplam sertliği Karbonat sertliği (Geçici sertlik) ve Karbonat olmayan sertlik (Kalıcı sertlik) oluşturur.
Karbonat sertliği (Geçici sertlik) CaCO3 Kalsiyum Karbonat ve MgCO3 Magnezyum Karbonatlardan oluşur.
Havuz suyunda ise bizi ilgilendiren Kalsiyum sertliğidir. Kalsiyum sertliğinin fazlalığı havuz suyunda kireçlenmeye, bulanık ve mat su görüntüsüne, filtre kum'unda taş oluşumuna sebep olurken , Kalsiyum sertliğinin azlığı da suyun çok aşındırıcı olmasına sebep olacaktır.
Toplam Çözünmüş Katı Madde (Total Dissolved Solids), su içinde çözünmüş halde bulunan ve kum filtresi gibi basit filtrasyon yöntemleri ile tutulamayan mineralleri, katyonları, anyonları, ağır metal iyonlarını ve az miktarda organik maddeleri içerir.
Doygunluk değeri bize suyun korozif mi yoksa taş yapıcımı olduğunu gösterir.
Su korozif bir yapıda ise havuz betonarmesini, traverten küpeşteleri, savak ızgara ve pvc sualtı aydınlatma armatürlerini, su içindeki bütün pvc aksamı korozyona uğratmaya başlar.
Su taş yapıcı ise havuz fayansları üzerinde kişir oluşumu ve kumda taşlaşma meydana gelerek filtrasyon sistemimizin çökmesine sebep olur.
Havuzlarda klor şoklaması, havuzların sistemlerine göre 2 ayrı guruba ayrılır
1. Genel piyasa şartlarına göre yapılmış havuzlar.
2. TS 11899 normlarına göre yapılmış havuzlar.
Alg'ler yosun olarak bilinen ve suda yüzen mikroskobik canlılardır. Bazıları serbest yüzmekte, bazıları ise suda asılı bulunmaktadır. Asılı olan tipler havuzlarda derz aralarına ve fayans üzerindeki çatlaklara tutunmaktadırlar.
Devamı için başlığı tıklayınız...
Havuz suyunun sıcaklığı bu güne kadar hiç dikkate almadığınız bir unsur olabilir. Fakat havuz suyunun sıcaklığı oldukça önemli bir parametre olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği gibi suyun sıcaklığı havuzlarda kullandığımız kimyasal miktarını etkilemekle beraber bakteriyel oluşumu da hızlandırmaktadır.
Devamı için başlığı tıklayınız...
Amonyum NH4+ formülüyle gösterilen bir katyon köktür ve amonyum güçsüz bir asittir. Doğada amonyum proteinlerde bulunur.
İçme ve kullanma suları ile yüzeysel sularda ve kirlenmiş su kütlelerinde çeşitli organik ve inorganik azotlu bileşikler ölçülerek, suyun kalitesi hakkında karar verilebilmektedir. Sularda ve atıksularda bulunan başlıca azot bileşikleri azalan oksidasyon kademesine göre nitrat azotu (NO3--N), nitrit azotu (NO2--N), amonyak azotu (NH3-N) ve organik azot (Org-N) şeklinde sıralanmaktadır
Ağır metallerin, biyolojik olarak birikebilme (organik maddelere tutunabilme) özelliği vardır ve bazı ağır metallerin insan vücudunda belirli seviyede bulunmasının olumlu etkileri olduğu halde, fazlası toksik etkiye neden olur.
Solunum beslenme ve deri emilimi yoluyla insan vücuduna girerek dokularda birikmeye başlarlar. Bu metaller vücuttan uzaklaştırılamaz ve zaman içinde toksik değere ulaşırlar.
Denekler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda ağır metallere maruz kalan insanlarda, ruhsal ve nörolojik etkilere bağlı davranış bozuklukları, nörotransmiter üretimi ve bunların fonksiyonunda düzensizlikler ortaya çıkması ve daha birçok metabolizma sorunu gözlemlenmiştir.
Doldurma suyu; İçilebilen genel ve yaygın hijyenik suların (TS 266’ya uygun) niteliklerini taşımalıdır., aksi takdirde ayrı olarak düzenlenmiş özel bir su hazırlama tesisinde bu şartlara getirilmesi gerekir.
Devamı için başlığı tıklayınız...