"Havuz suyunun dezenfeksiyonu pahalı kimyasallarla değil, doğru kullanılan kimyasallar ile yapılır."
Said Güllüoğlu (Kimya Mühendisi)
| Amerikan Doları | 1.83 |
| EURO | 2.33 |
Yüzme havuzlarının kullanım şekillerine göre kendilerine özgü tasarımları vardır. Havuzların tasarımından inşaasına ve hatta işletmesine kadar her aşamada standardlara uyulması insan sağlığını doğrudan etkilediği için çok önemlidir. Havuzları kullanan insanların sağlıkları özellikle havuzun işletmesi ile oldukça yakından ilgilidir.
Havuz işletmesinde en önemli konulardan birisi de mekanik tesisatın hijyeni sağlayacak şekilde standardlara uygun olarak tasarlanmış olmasıdır.
Bütün Ticarî ve Özel Yüzme Havuzu ve Kaplıca
İşletmeci, Sahip ve Tesisatçıları için
Teknik Tavsiyeler, Ürün Bilgileri, Yardım ve Bilgiler
Teknolojideki ve tıp alanındaki gelişmelere rağmen, halen insan sağlığını ve yaşamını tehdit eden en büyük doğal tehlikelerden birisi hastalık yapıcı mikroorganizmalardır. 1900’lü yıllara kadar büyük çaplı salgınlar yaygın olarak görülmekte ve bunların başında da su kaynaklı salgınlar gelmekteydi. 1900’lü yıllardan itibaren içme sularının klorlanmaya başlanması ile su kaynaklı bulaşıcı hastalıkların görülme sıklığında önemli derecede azalma meydana gelmiştir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde tifo vakası sayısı 1900 yılında yaklaşık 25 bin iken ülke genelinde klorlamanın başlaması ile bu sayı hızla düşmüştür.
Özet
Eksopolisakkarit matriks içinde sıvı bir yüzeye tutunan mikroorganizma topluluğundan oluşan biyofilmler gıda endüstrisi için ciddi problemlere neden olmaktadır. Hücre dışı polimerik matriks, biyofilmlerin önemli yapısal öğesidir. Polisakkarit, protein, DNA ve sudan oluşan hücre dışı matriks, biyofilm hücrelerinin tutunmasını sağlar. Matriksin en önemli fonksiyonlarından birisi UV radyasyon, farklı pH koşulları, ozmotik basınç, su kaybı, antibiyotik gibi birçok faktöre karşı bakteriyi korumaktır. Bu makalede, gıda sanayisini ilgilendiren en önemli sorunlardan biri olduğu için, biyofilm oluşumu, yapısı ve önlenmesi hakkında bilgiler derlenmiştir.
Mustafa GÜL(*), Ayfer ŞENSOY(**), Birsen ÇETİN(**), Fatma KORKMAZ(**), Engin SEBER(**)
(*) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Kahramanmaraş
(**) Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği, İstanbul
ÖZET
Hastane infeksiyonlarının en sık rastlanan etkenlerinden olan Pseudomonas aeruginosa antibiyotiklere dirençli olması nedeni ile önemli sorun oluşturmaktadır. Bu çalışmada, hastane infeksiyonu etkeni olarak izole edilen P. aeruginosa suşlarının antipsödomonal etkili bir antibiyotik olan seftazidime karşı duyarlılıkları, Kirby-Bauer disk diffüzyon ve E-test (Epsilometer-test) yöntemleri ile araştırılmıştır. Çalışmada incelenen 71 P.aeruginosa suşunun 30’u (%42.2) idrar, 27’si (%38) yara-abse, 12’si (%16.3) trakeal aspirat, biri (%1.4) plevra mayii, biri (%1.4) asit mayiinden izole edilmiştir. Suşların disk diffüzyon yöntemine göre %42.3 ‘ü, E-test yöntemine göre %50.7’si seftadizidime duyarlı olarak saptanmıştır. İki test arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüş (p<0.001) ve seftazidime duyarlılığının saptanmasında, E-test yöntemi disk diffüzyon yöntemine göre daha duyarlı bulunmuştur. P. aeruginosa’nın neden olduğu hastane infeksiyonlarının ampirik tedavisinde seftazidimin ilk seçenek antibiyotik olarak kullanılmasının yerine, duyarlılık test sonucuna göre kullanılmasının daha yararlı olacağı bir kez daha belirlenmiştir.
Gözde ÖNGÜT, Dilara ÖÜNÇ, Derya MUTLU, Hadiye DEMRBAKAN, Duygu DALAR, Dilek ÇOLAK, Meral GÜLTEKIN
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ANTALYA
ÖZET
Sefepimin indüklenebilir beta-laktamaz (BL) salgıladığı gösterilebilen Pseudomonas aeruginosa sularına in-vitro etkinliinin E test yöntemiyle aratırılması amaçlanmıtır.
Ocak 2003-Ocak 2004 tarihleri arasında izole edilen 36 P.aeruginosa suu incelenmitir. AmpC beta-laktamaz üretimi disk antagonizm yöntemi ile direkt indüksiyon yapılarak belirlenmitir. Sefepim duyarlılıı E test yöntemi ile saptanmıtır.
Üç suun sefepime orta duyarlı olduu bulunmu, sefepime dirençli su saptanmamıtır. Çalımamızın sonuçlarına göre sefepim BL üreten P.aeruginosa sularına karı etkin bir antibiyotiktir.
Işıl FDAN, Feryal ÇETN GÜRELK, Sevgi YÜKSEL, Nedim SULTAN
* Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ANKARA
ÖZET
Pseudomonas aeruginosa hastane infeksiyonuna neden olan önemli bir etkendir ve çoklu direnç gösteren izolat sıklıı giderek artmaktadır. Bu çalımada, çeitli klinik örneklerden izole edilen 40 P.aeruginosa suunun çeitli antibiyotiklere duyarlılıkları ve metallo-beta-laktamaz üretimi aratırılmıtır. Çalıılan sularda % 15 siprofloksasin, % 18 amikasin, % 25 piperasilin/tazobaktam, % 23 sefoperazon/sulbaktam, % 15 imipenem, % 20 meropenem, % 25 seftriakson, % 23 seftazidim direnci belirlenmitir. Sularda % 5 oranında metallo-beta-laktamaz saptanmıtır.
İbrahim ÇAKIR
Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü
01. Genel Bilgiler
02. Analiz Yöntemleri
02.01. En Muhtemel Sayı Yöntemi
02.02. Katı Besiyeri Yöntemi
02.03. Membran Filtrasyon Yöntemi
02.04. Koliform Grup ve E. coli İdentifikasyonu
02.05. MUG ve Diğer Hızlı Analiz Yöntemleri
01. Genel Bilgiler
Koliform grup bakteriler, Enterobacteriaceae familyası içinde yer alan, fakültatif anaerob, gram negatif, spor oluşturmayan, 35oC' de 48 saat içinde laktozdan gaz ve asit oluşturan, çubuk şeklindeki bakterilerdir. Bu grupta yer alan ve gıda mikrobiyolojisi açısından önemli olan mikroorganizmalar; Citrobacter freundii, Enterobacter aerogenes, Enterobacter cloacae, Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae 'dir.
Koliform grup bakteriler tanım olarak Gram negatif, fakültatif anaerob, spor oluşturmayan, çubuk şeklinde ve laktozdan 48 saat içinde gaz oluşturan bakterilerdir. Bu tanıma göre koliform grup bakteriler oldukça karışık bir grubu oluşturmaktadırlar ve Enterobacteriaceae familyası içinde bu tanıma giren çok sayıda bakteri bulunur. Bununla beraber gıda mikrobiyolojisi açısından koliform grup bakteriler denildiğinde Escherichia coli, Enterobacter aerogenes, Enterobacter cloacae, Citrobacter freundii ve Klebsiella pumoniae anlaşılmaktadır. Bunlar gıda mikrobiyolojisi laboratuvarında en sık aranan /sayılan bakteri grupları içinde yer alırlar.
An increased incidence of kidney stones and renal failure in infants has been reported in China, believed to be associated with the ingestion of infant formula contaminated with melamine. It has been discovered that melamine has been deliberately added to raw milk for a number of months in order to boost its apparent protein content.
In 2007 there was a large outbreak of renal failure in cats and dogs in the USA associated with ingestion of pet food found to contain melamine and cyanuric acid. The melamine was added deliberately to one of the ingredients. Melamine alone is of low toxicity, however experimental studies have shown that combination with cyanuric acid leads to crystal formation and subsequent kidney toxicity. It is not known whether the cyanuric acid was also added deliberately or whether it was a by-product of the melamine preparation added. Analysis of the contaminated ingredient (gluten) responsible for this outbreak revealed the following triazine compounds: melamine 8.4%, cyanuric acid 5.3%, ammelide 2.3%, ammeline 1.7%, ureidomelamine and methylmelamine both <1% (Dobson et al 2008)
Abstract:
An optical sensor based on surface plasmon resonance phenomenon for detection of
chlorine in pure water and swimming pool water is presented. The measurement was carried out at
room temperature using Kretschmann surface plasmon resonance technique. When the air medium outside the metal film is changed to chlorine solution, the resonance angle shifted to the higher value.
The shift of resonance angle (Δθ) increases linearly with chlorine concentration in which the detection limit and sensor sensitivity could be quantified. In this work, the sensitivity of the detection was estimated to be 0.11°/ppm and 0.12°/ppm for Calcium Hypochlorite (G70) and Trichloroisocyanuric Acid (G90), respectively. The detection limit of this sensor is better than 0.1 ppm for chlorine samples and capable to monitor the chlorine concentration in swimming pool.
We observed that the shift in the resonance angle (Δθ) decreases with time due to reducing amount of chlorine in the solution. Result from real-time measurement of swimming pool water was compared with simulation result carried out in the laboratory. Both have shown that the resonance angle decreases with time due to releasing of chlorine gas to the atmosphere.
Azot ve azotlu maddeler, Çevre Mühendisliğinde büyük bir öneme sahiptir. İçme ve kullanma suları ile yüzeysel suların ve kirlenmiş su kütlelerinin içerdiği çeşitli organik ve inorganik azotlu bileşikler ölçülerek, suyun kalitesi hakkında karar verilebilmektedir. Sularda ve atıksularda bulunan başlıca azot bileşikleri azalan oksidasyon kademesine göre nitrat azotu (NO3--N), nitrit azotu (NO2--N), amonyak azotu (NH3-N) ve organik azot (Org-N) şeklinde sıralanmaktadır. Bu azot türlerinin yanı sıra azot gazı (N2-N) da azot çevriminde yer almaktadır
1. DENEYİN AMACI
Amaç, suların dezenfeksiyonunda klor kullanımını uygulamalı görmek, gerekli klor miktarını hesaplayabilme becerisi kazanmaktır.
2. DENEYİN ANLAM VE ÖNEMİ
Su kaynaklarının veya atıksu deşarjlarının dezenfeksiyonundan maksat, patojenik organizma sayının azaltılarak bu kaynaklardan ortaya çıkabilecek risklerin minimize edilmesidir. Dezenfeksiyon işlemi ısıtma, ultraviyole, klorlama gibi yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu yöntemler arasında klorlama yöntemi içme suyu ve atıksu arıtımında yaygın olarak kullanılmaktadır.